Bu soruyu kendimize sormak için illa “çok kötü” hissetmemiz gerekmiyor.
Bazen yalnızca yorulduğumuzu, bazen artık aynı döngülerde sıkıştığımızı, bazen de anlatacak birine gerçekten ihtiyaç duyduğumuzu fark ederiz.
Günlük hayatın yükü, ilişkilerde yaşanan kırılmalar, ebeveynlik sorumlulukları, ergenlikle gelen çatışmalar ya da içimizde adı konulamayan bir huzursuzluk…
Tüm bunlar “idare ederim” denilerek ötelenebilir.
Ama çoğu zaman zihin, beden kadar dinlenmeye ihtiyaç duyar.
Toplumda hâlâ psikoloğa gitmenin yalnızca “çok büyük sorunlar” için olduğu düşünülür.
Oysa psikolojik destek; sorun büyümeden fark etmek, kendini tanımak ve hayatla daha sağlıklı bağlar kurabilmek için bir imkândır.
Bu noktada, yalnızca dinleyen değil; bilimsel yöntemlerle yol gösteren, güven veren bir uzmana ihtiyaç duyulur.
Klinik Psikolog Sinef Eylül Doğ, çocuk, ergen ve yetişkinlerle yürüttüğü terapi süreçlerinde; yargılamayan, acele etmeyen ve danışanın ihtiyacına göre şekillenen bir yaklaşım benimsemektedir.
Şema Terapi, BDT, EMDR ve Oyun Terapisi gibi farklı terapi ekollerindeki donanımıyla, her danışan için kişiye özgü bir yol haritası oluşturmayı önemsemektedir.
Psikoloğa gitmek bir zayıflık değil, kendinize verdiğiniz bir değerdir.
Bazen tek ihtiyaç; doğru sorularla düşünmeye alan açan bir profesyoneldir.
Belki de bugün kendinize sormanız gereken soru şudur:
“Biraz durup, kendimi anlamaya ihtiyacım var mı?”